
Hekimlik yolculuğum estetikle başlamadı.
Tıp fakültesinden sonra uzun yıllar acil servislerde, yoğun bakımda ve sağlık yönetiminde çalıştım. İnsanların en kaygılı anlarında doğru soruyu sormayı, hızlı karar verirken bile acele etmemeyi ve aldığım kararın sorumluluğunu taşımayı öğrendim.
Bu yıllar bana bir sorunu yalnız adıyla değil, o insanın hayatında ne ifade ettiğiyle birlikte düşünme alışkanlığı bıraktı. Bugün çalışma alanım değişmiş olsa da hekimliğe bakışımın bu tarafı değişmedi.
Estetiğe geçerken değişen alan oldu; karar verme biçimim değil.
Acil tıpta bazen hızlı karar vermeniz gerekir; ama hızlı karar vermek, aceleci olmak değildir. Elinizdeki bilgiyi doğru okumak, neyin önemli olduğunu ayırmak ve verdiğiniz kararın sonucunu sahiplenmek gerekir.
Medikal estetikte karşımdaki soru farklı; sorumluluk değil. Bir müdahaleyi öneriyorsam nedenini, neyi değiştirmesini beklediğimi ve o kararın sorumluluğunu açıklıkla taşıyabilmeliyim.

Estetik benim için meslekten önce bir bakış biçimiydi.
Hayatım boyunca uyum, zarafet ve bütünlük yalnız görünüşle ilgili kavramlar olmadı. Bir mekânda, bir davranışta, bir insanın kendini taşıma biçiminde de aynı şeyi aradım: parçaların birbirini bastırmadan bir bütün oluşturmasını.
Medikal estetik bu yüzden sonradan benimsediğim yabancı bir alan gibi gelmedi. Hekimlik vizyonumla zaten sahip olduğum estetik bakışı aynı yerde buluşturabildiğim alanın bu olduğunu fark ettim.
İyi görünen bir yüz,
yalnız doğru oranlardan oluşmaz.
Oranların önemli olduğunu düşünüyorum; ama tek başına yeterli bulmuyorum. Bir yüz matematiksel olarak çok dengeli olabilir. İfade yorgun, bakış donuk ya da canlılık azalmışsa kusursuz oranlar tek başına iyi görünme hissini açıklamaz.
Bir yüzde oranla birlikte canlılığı, dinginliği, ifadeyi ve karakteri de görürüm. Sonucu değerlendirirken ise iki şeyin ortak paydasını ararım: bütün yüzde oluşan uyum ve kişinin kendisini o görüntünün içinde nasıl hissettiği.
Restorasyon fikri de buradan geliyor. Bir şeyi baştan başka bir şeye çevirmek yerine, bütündeki uyumu bozan etmeni anlayıp yeniden dengelemeyi daha anlamlı buluyorum. Bu bakış yalnız yüzle sınırlı değil; hayata yaklaşımımda da doğal olarak böyle düşünüyorum.
Bir kararı doğru bulduğumda, nasıl uygulanacağı da kararın parçasıdır.
Estetik sonuç yalnızca doğru yöntemi seçmekten oluşmaz. Yöntemi seçtikten sonra uygulamanın yeri, miktarı, dağılımı ve gerekiyorsa diğer müdahalelerle ilişkisi de planın parçasıdır.
Bu yüzden bir tedaviyi önerdiğimde yalnız “ne yapacağız?” sorusuna değil, “neden böyle yapacağız ve bunu nasıl uygulayacağız?” sorusuna da cevap verebilmeliyim.

Bir hekimin ne düşündüğü kadar, sizinle nasıl çalıştığı da önemlidir.
Nasıl dinlediğimi, birlikte nasıl baktığımızı ve bir öneriyi hangi gerekçeyle kurduğumu Yaklaşımım sayfasında daha yakından anlatıyorum.